Feminizm Nedir Ne Değildir?

Feminizm, latince kökenli olup “femina” kelimesinden gelmektedir. Kadın, demektir. Kadın haklarını özellikle  “kadın varlığı” nın hakları ve eşitliğini savunan bir ideolojidir. Feminizm; Radikal, Liberal, Sosyalist, Muhafazakar vs. birçok şekle girmiştir. Radikal feminizm, diğer feminist grupların  içerisinde “aşırı” denilebilecek durumdadır.  Daha çok gelişmiş ülkelerde var olan Radikal feminizm, her alanda kadın dayanışmasını ön görmektedir.

Günümüzde feminizm “erkek düşmanlığı” olarak nitelendirilse de bu durum biraz farklıdır. Tüm Feminist çeşitler için, “erkeksiz yaşamayı” dikte eden bir ideoloji diyemeyiz. Şu bir gerçektir ki,  bir kadının bir erkeği hayatının merkezine koymadan da yaşayabileceğini gösteren bir ideolojidir.


1789 Fransız İhtilali ile  “izm” lerin ortaya çıkmasıyla birlikte Feminizm doğmuştur. Durup dururken ideoloji meraklıları tarafından “aa yeni bir ideoloji oluşturalım” değil de dönemindeki kadınların haksız durumlarla karşılaşması ile ortaya çıkmıştır. Kadın direnişine bir örnek olarak Virginian Woolf’u gösterebiliriz. Kadınların yazar olmasının yasaklandığı bir dönem de bu duruma karşı çıkmıştır ve yazılarını yazmıştır. Bu durum Osmanlı toplumundaki kadınlar içinde geçerliydi. “Bir muharrire” diye imza atılan yazılar mevcuttu. Yazdıkları metinlerin altına isimlerini yazamıyorlardı çünkü; toplumda bir kadının yazar olması hoş karşılanmıyordu.

Osmanlı kadın harekatının başlıcaları Fatma Âliye ve onun kızkardeşi Emine Semiye ile başladığını söylesek yanlış olmayacaktır.  Muhafazakar feminizm’in başını çeken Osmanlı kadınları erkek varlığını yermek ya da mevki koltuklarına oturmak için değil toplumdaki kadın-erkek ilişkisinde dengeyi sağlamak için yazılar yazmışlardır. Bugün de olduğu gibi her alanda söz sahibi olan erkekler o dönemde de kadınların kılık kıyafetinden tutun eğitimine kadar birçok alanda söz sahibi idiler. Yine Tanzimat dönemi ile kadınların eğitim almasının gerekliliğini dile getiren erkeklerdir. Dergilerde yayınlayan mektuplarda bazı kadınlar, eşleri tarafından kılık kıyafetleri beğenilmediği için dışarı çıkamadıklarını yazarlar.

Feminizmi savunurken erkek varlığını yerin dibine sokmakta doğru değildir. Unutulmaması gerekilen şey  toplumlara öğretilen kültürdür. Kültür, kadın-erkek varlığının davranışlarını, görüşlerini ve özellikle benliklerini oluşturmaktadır.

Geçmişten gelen din, inanış, kültür ile şekillenen toplumlar türlü bahanelerle rekabet ortamında  kadınları bertaraf ederek ikincil/yetersiz göstermeye çalışmıştır. Kadın-Erkek ayrımı yapılarak bir varlığı kutsallaştırıp diğer varlığı tukaka göstermek yanlış olacaktır. Bu yüzden kadın-erkek ayrımı yapılmadan önce “insan” kavramı üzerinde yoğunlaşmak en doğrusudur. Klişe kesin yargılar neye göre kime göredir.

#kadın #8mart #woman #nisvan #feminizm #feminism #female #archive #journal #suggest #blogger

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
close-alt close collapse comment ellipsis expand gallery heart lock menu next pinned previous reply search share star